Cemaat ve tarikatların kurdukları kurumsal imparatorluklar

Cemaat ve tarikatların kurdukları kurumsal imparatorluklar

Türkiye’de Cemaat ve Tarikat Gerçekleri!

Türkiye’de toplamda otuz iki çeşit tarikat ve cemaat var. Bunların alt kollarını da sayarsak bu rakam iki yüzü buluyor.

Bu kadar çeşitli olmalarından dolayı nüfusun önemli bir bölümüne hitap ettikleri düşünülüyordu. Ancak Fetö darbe teşebbüsünden sonra Emniyet Genel Müdürlüğünün yaptığı çalışmalara göre  bu oranın nüfusun yüzde beşini geçmediği belirlendi.

Bu kadar az bir nüfusa sahip olsalar da etkinlik alanları ve siyasetteki güçleri bir hayli fazla. Çünkü her bir tarikat yada cemaat geniş organizasyon alanlarına sahip.

 

İstanbul Çarşamba’da bir getto oluşturmuş olan nakşibendi tarikatı yani şu anki liderliğini Mahmut Ustaosmanoğlu’nun yaptığı ismailağa cemaati üç yüzden fazla dernek ve vakfa sahip. İnsanlar bu derneklere yüklü miktarda bağış yapabiliyorlar. Bir çok gayrimenkulde bu cemaatin mal varlığına eklenmiş oluyor. İsmailağa cemaatine  ne denli nakit para ve taşınmazın aktarıldığını artık siz düşünün. Tabi bu işler sadece derneklerle sınırlı kalmıyor, bu kurumlara ait çok sayıda gazete, dergi, şirket, yayın evi, kuran kursu, yurt, ticarethane ve kira geliri olan nice taşınmaz bu cemaatlerin mal varlığına ekleniyor. Basında çıkmış haberlere göre İsmailağa cemaatinin bünyesinde 50 bin maaşlı çalışan olduğundan bahsedilmişti. Bilgi ile ilgili cemaatten açıklama yada yalanma yapılmamış.

 

Sahip oldukları mal varlıklarına bakacak olursak bu kadar maaşlı çalışan gayet normal geliyor. Hatta bu mal varlıkları yüzünden birbirlerine girdikleri bile gündeme gelmişti. Bu sürtüşmede Cübbeli Ahmet ve Uşşaki lideri Fatih Nurullah, birbirlerine müslümanları soyan insanlar demişlerdi. Sadece bu bu olayla kalmayıp, zaman zaman taşlı sopalı kavgalar hatta suikaste varan derin hesaplaşmaları da gündeme gelmişti.2017 yılında Nakşibendi tarikatının iki farklı kolu Kutsal topraklar (Mekke) da birbirlerine girmiş onlarca kişinin karıştığı bir kavga yaşanmıştı. 2001 yılında Cübbeli Ahmet Hocanın babası Yusuf Ünlü cami avlusunda bacağından vurulmuştu. Ayrıca Cemaatin liderlerinden Hızır Ali Muratoğlu ve Bayram Ali Öztürk’te camide öldürülmüşlerdi. Kendi aralarında ki bu kanlı hesaplaşmaların hiç biri tam olarak aydınlanamadı. Kimine göre şehlik kavgası, kimine göre mal mülk kavgası.

 

Kısacası cemaatlerin işleyişi kurumsal şirketlerden farksız. Seçilen Şeyhin bütün malı mülkü kontrol etmesi, cinayetler, komplolar, siyasal ilişkiler, kıskançlık, düşmanlık, çeteleşme, lüks hayat, uluslar arası bağlantılar yani her şey var!

 

Menzil Cemaati de Nakşibendi Tarikatının bir kolu olup, Muhammed Raşit Erol Tarafından kurulmuştur. Tarikatın merkezi Adıyaman’da menzil ismi verilen bir köy. Şimdi ki lideri müritlerinin gavs olarak tanımladığı Seyyid Abdulbaki Erol. Her tarikat gibi bunlarda Türki’yenin en kalabalık tarikatı olduğunu söylüyor. Ekonomik kaynakları, müritlerinin yaptığı bağışlar ve sayısız işletmelerden geliyor. Eğer bir gün yolunuz düşerde menzil’de ki onlarca belki yüzlerce lüks araç sizi şaşırtmasın. Tarikatlar genellikle lüks yaşantılarını güç ve Allah’ın bereketini göstermek olarak açıklıyorlar.  Bunu da gavur yapımı pahalı BMW ve Mercedese binerek yapıyorlar.

 

Peki nedir bu gavs?

 

Yardım istenen, imdada yetişen kişi anlamına geliyor. Müritlerince o kadar önemli bir makamdır ki; şehlerin şeyhi, evliyaların evliyası, tüm tarikat ve cemaatler üstü hatta dualarıyla yaptıklarıyla dünyayı etkileyen, insan oğlunun ayakta kalabilmesi için ihtiyaç duyulan ender kişilerden biridir. Eğer bir menzil müridine sorarsanız gavsın duası tüm kainatı etkiler. Gavs hayvanlarla da konuşabilir, aynı anda bir kaç yerde de olabilir. Hatta kuş gibi uçabilir de. Müritler zorlu bir durum yaşadıklarında gavslarından manevi yolla yardım isteyebilir. Mesela uçak düşerken yetiş ya gavs diye duada bulunan bir müridin yakarışıyla gavsın gelip uçağın düşmesini engellediği menzilciler arasında çok bilinen bir hikayedir. Bu cemaatte gündemde oldukça yer bulmuştu. Fetöden boşalan devlet kadrolarını doldurma iddaası basında sıkça yer aldı. Hatta bu nedenle bağzı bakanlar görevlerinden alındılar. 2011 çıkan bir yasa ile hastanelerde ilk okul mezunu herhangi biri yönetici olabiliyordu. 2017 yılına gelindiğinde sağlık bakanı Recep Akdağ görevden alındı.  Hatta bir habere göre Recep Akdağ sağlık bakanlığını menzil tarikatı üyeleri ile doldurmuştu. Recep Akdağ görevden alındıktan sonra bakanlığın menzilcilerden temizlendiği biliniyor.

 

Tarikat kültüründe birbirini tutmak çok önemlidir. Diyelim ki bir makama yükseldiniz ve insanları işe alacaksınız bunu yaparken, işinde yetenekli ve eğitimli kişilerden önce kendi tarikatınızın üyelerini seçmelisiniz. Bu zorunlu değil lakin aşılanan bir fikir, takvanın bir mertebesi aynı zamanda tarikatın gereklerindendir.

 

Bu tür gruplarda şeyhe bağlılık çok ama çok önemli. Sorgulamadan itaat, tasavvuftaki adıyla teslimiyet kesin ve tartışmasız olmalı. Mesela şeyh bir şey emrediyorsa bildiği bir hikmet vardır. Bir hikmeti mutlak olacaktır, sual olunmaz. Zaten şeyhi eleştirmek yada onu reddetmek anında gruptan men edilip tarikatla bağlantısının kesilmesi anlamına geliyor.

 

Bir diğer cemaat Süleymancılar. Kendilerine Süleymaniler derler. Kurucusu Süleyman Hilmi Tunahan adındaki Osmanlı Devletinin son zamanlarında ki Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarında yaşamış olan bir şeyh. Bunlar genellikle kuran kursları ve öğrenci yurtları üzerinden örgütlenen gruplar. Gelirleri bağış, yurttaki çocuklardan elde edilen kazanç ve vakıf edilen mallardan geliyor. Cuma namazlarını cami yerine kuran kurslarında kılıyorlar. Hemen hemen her ilçede yurtları var ve yurt müdürü olarak atanan kişi aynı zamanda cemaatin o ilçedeki liderliğini de temsil ediyor. Diğer tarikatlar genellikle tasavvufi merkezliyken, Süleymancıların onlardan farkı, kuran okuma, yazma, ezberleme, hadis, fıkıh, kelam gibi eğitimler üzerine çok çok fazla durmalarıdır. Bu cemaatin üyelerine neden şeyhe ihtiyaç duyuyorsunuz Allah size yetmez mi diye sorarsanız, yol gösteren olarak cevaplarlar.  Ayrıca bana göre Kuranda ki aracısız islam dini algısıyla da çelişmektedir. Ama bunu kabul etmezler. Nitekim aynı durum diğer cemaatler içinde geçerli. Siyasetle ilişkileri önemli ölçüde değerli. Cemaatin lideri hangi partiye oy vereceğini seçim öncesi yurt müdürlerine bildirir. Zaman zaman kendilerine ait kuran kurslarının devlet tarafından yıkılmasından dolayı genellikle iktidar ile ilişkileri bir iyi bir kötüdür. diğer cemaatlerde de olduğu gibi bunlarda da sürekli fikirlerinin değiştiğini görebilirsiniz.


 

Diğer bir cemaat Nurcular.

 

Türkiye’de ki en kalabalık cemaat olduğu resmi rakamlarca onaylanmıştır. Kendi içlerinde okuyucular, yazıcılar, kırkıncılar gibi pek çok farklı gruba ayrılmışlar. Kurucusu bediüzzaman Said Nursidir. Bunlarda şeyh mürit ilişkisi pek görülmez. Hoca talebe kategorisinde değerlendirebilirsiniz. Evlerde yada kendilerine bağışlanan, dershane, dergah gibi isim verdikleri yerde toplanırlar. Toplandıkları bu yerlerde, Seydi Nursinin yazdığı Risale-i Nuru okuyorlar. Onlara göre bu kitap kuranın bir tefsiri olduğunu söylerlerde aslında içinde sadece bir kaç surenin açıklaması vardır. Halbuki Kuranın tefsiri olabilmesi için Kuranın bütününün içinde bulunması gerekli. Bu cemaatin diğerlerinden farkı ise genellikle sakal ve bıyık konusundadır. Badem bıyık geleneğinin temellerinden biri burasıdır.

 

Ayrıca Fötü elebaşı Fettullah Gülen de bu cemaatin içinden gelmektedir. Bu nedenle nurcular Türkiye de fetöye en çok yakınlık kurmuş cemaattir. Toplumda Gülen Cemaati ve Nurcular birbirleri ile karıştırılır. Aslında fiili anlamda ortak yönleri yok. Ama nurcuların fetöyü 2014 yılına kadar büyük bir evliya olarak gördüğünü herkes biliyor.  2014 yılında cemaat ve iktidar kavgası başlayınca nurcularda kendi içlerinde bölündüler. Fakat çoğunluk iktidar tarafını seçti.

Fötü Cemaatini zaten anlatmaya gerek duymuyorum bile. Devletin sinir noktalarına işleyişleri, şerefli Türk subaylarını, hakimlerini ve savcılarını tasfiye etmeleri, devleti örümcek ağı gibi sarmaları ve 15 Temmuz da ki darbe girişimi, cemaat ve tarikatların devlet için nasıl bir tehlike oluşturduğunu bütün milletimizle birlikte gördük.  

Bunlar en bilindik topluluklar. Bütün cemaatleri inceleyecek vaktimiz maalesef olmuyor. Diğer bir paylaşımda tarikat mantığı ve yaşam tarzından bahsedeceğim.